SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI MUSTAFA İRİŞ: “MEVCUT EĞİTİM DÜZENİ SINIFTA KALMIŞTIR, İFLAS ETMİŞTİR.”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş düzenlediği Basın toplantısında yaptığı açıklamada; Türkiye’deki mevcut eğitim düzeninin sınıfta kaldığını ve iflas ettiğini belirterek, Dünyada ve ülkemizde; hayatımızın tamamında olduğu gibi eğitim camiasında da zor bir dönem geçirildi. İki yıla yakın zamandan beri okullarımız büyük ölçüde kapalı kaldı. Herkes gibi öğrencilerimiz de hayatlarında kısıtlamalara maruz kaldılar. Şimdi inşallah yüz yüze eğitim başlayacak. Başlangıç aşamasında bazı intibak sorunları yaşanabilir. Ancak elbirliği ile bunların da aşılacağına inanıyoruz.” dedi.

Saadet Parti Edirne İl Binasında düzenlenen Basın Toplantısına İl Başkanı Av. Sinan Tekin, Edirne Saadet Partisi Gençlik Kolları İl Başkanı Samet Kaya, İl Yönetim Kurulu Üyeleri Recep Çınar, Av. Remzi AKGÜL ve basın mensupları katıldı. Bir eğitim, öğretim yılına daha girdiğimize dikkat çeken Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş; “İlk, orta ve liseye giden öğrencilerimiz 20 milyon civarında. Üniversite öğrencileriyle beraber bu sayı 25 milyonu aşıyor. Yani nüfusumuzun üçte birine yakın bir ölümü okullara başlıyor. Bu vesile ile öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve tüm eğitim camiamıza hayırlı ve başarılı bir eğitim-öğretim yılı temenni ediyoruz. Öğrenciler kadar heyecan taşıyan bütün velilerimize de hayırlı olmasını diliyoruz.

Dünyada ve ülkemizde; hayatımızın tamamında olduğu gibi eğitim camiasında da zor bir dönem geçirildi. İki yıla yakın zamandan beri okullarımız büyük ölçüde kapalı kaldı. Herkes gibi öğrencilerimiz de hayatlarında kısıtlamalara maruz kaldılar. Şimdi inşallah yüz yüze eğitim başlayacak. Başlangıç aşamasında bazı intibak sorunları yaşanabilir. Ancak elbirliği ile bunların da aşılacağına inanıyoruz.
Eğitimin, gerek fert gerekse milletler hayatında müstesna bir yeri vardır. Bireyler dolayısıyla toplumlar ne kadar iyi eğitim alabilirlerse yaşamları o kadar kaliteli olur.
“Önce samimi bir muhasebeyle bir değerlendirme yapmak istiyorum;”
“19 yıldan beri eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadık. Genç bir nüfusa sahibiz ama medeniyet tasavvurumuzu layıkıyla hayata geçiremiyoruz. Medyamız en modern alt yapıya sahip ama bizim sesimizi yansıtmıyor.” “Ülkemizde, geçmişten bugüne uygulanan eğitim öğretim sistemi; çocuklarımıza, sadece maddi bilgi yükleme üzerine kuruludur.”
“Dünyadaki hâkim fikrî anlayışın ve fiilî düzenin, sadece ardından giderek, kendimize çok daha iyi bir medeniyet inşa edemeyeceğimize inanıyorum.”
İnanıyorum ki; insanlarımızın büyük çoğunluğu yukarıda ifade etmeye çalıştığım bu tespitlere katılır. Bu toplantıyı Saadet Partisi olarak yapıyoruz. Tabi ki kendi görüşlerimizi halkımıza sunuyoruz. Ancak yukarıdaki tespitlerin Sayın Cumhurbaşkanı’na ait olduğunu da ifade etmem gerekir. (İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni – 19.10.2020)


Evet, yukarıdaki tespitlere katılıyoruz. Ama çözümlerin de iktidarın omuzlarında olduğunu herkes gibi biz de biliyoruz. 19 yıldan beri, iktidarda olup hala tespitlerle meşgul olacaksak, çözümler ne olacak? İşleri kim yapacak?
Eğitimi konuşurken, dört önemli unsuru ele almak gerekir.

  1. Aile, 2. Sosyal çevre (arkadaş, akraba, mahalle, iş vs ortamları)
  2. Medya,4. Okul
    Bütün bu unsurlar; iyinin, güzelin, faydalının ve adil olanın gerçekleşip yaşanmasına katkı sağlıyorsa, görevlerini yapmış olurlar. Milletimize ve ülkemize en hayırlı hizmeti sunmuş olurlar.
    1- AİLE; Aile yuvasında ebeveyn çocuklara,
  • doğruluğu, dürüstlüğü öğretirse,
  • azmi ve çalışkanlığı aşılarsa,
  • tembellik, bencillik, yalancılık ve bunun gibi olumsuzluklardan korursa,
  • sevgi, merhamet, fedakârlık, sabır gibi güzel hasletleri kazandırabilirse,
    Özetle, güzel ahlaklı bir insan olarak yetiştirirse, aile görevini yapmış olur. Ülkemize en hayırlı hizmeti yapmış olur.
    2- SOSYAL ÇEVRE; Yaşadığımız tüm ortamların kötülüklerden arındırılması, milli bir hedef haline getirilmelidir. Güzel ahlakı tahrip eden tüm olumsuzluklardan korunmak çok önemlidir. Bu kötülüklerin başında adaletsizlik, haksızlık, yolsuzluk, rüşvet, haksız kazanç gibi şeyler gelir. Bunun yanında ehliyet ve liyakatin değersizleşmesi, adam kayırma gibi pek çok kötülüğü sayabiliriz. Haksızlıklar karşısında sessiz kalmak, nemelazımcılık belki de en büyük kötülüklerden biridir.

  • Diğer taraftan “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”.” Ev alma komşu al” gibi atasözlerimiz, sosyal çevrenin önemini çok iyi anlatıyor.
    3- MEDYA/ SOSYAL MEDYA; İnsan eğitimine en büyük etkiyi yapan unsurlardan biridir. Islah edici, iyiliği teşvik edici bir hal taşıyorsa ne güzel.
    Vurmayı, kırmayı, dedikoduyu, israfı, ifsadı değil.! Yani milletimizin sesini yansıtmalı.
    Medya konusu başlı başına incelenecek bir konudur.
    4- OKUL; okuldaki eğitimi de üç başlık altında inceleyebiliriz.
    A- FİZİKSEL ORTAMLAR
    B- ÖĞRETMEN
    C- MÜFREDAT
    FİZİKSEL ORTAMLAR; Bina, araç, gereç ve benzeri imkânların tabii ki eğitim kalitesine etkileri tartışılmaz. Ama binanın da her şey olmadığını bilmeliyiz.
    ÖĞRETMEN; Öğretmen eğitimin temel direğidir. Okul binalarında kırık dökükler olsa, hatta müfredat /sistem sorunları olsa bile tıkanıklığı iyi bir öğretmen aşabilir. Bir öğretmen hem sistemden hem de okulun fiziki şartlarından çok daha önemlidir.”dedi.
    Bundan dolayı öğretmen yetiştirilmesi konusu çok titizlikle ele alınmalıdır. Öğretmenlik bilgi, becerinin yanında bir sanattır. Öğretmen olacakların seçimleri de, eğitim-öğretimleri de özel olmalıdır. Çünkü gençliğin yetişmesinde öğretmenlere büyük sorumluluk düşmektedir. Diğer taraftan marifet iltifata tabidir. Külfet nimet dengesi sağlanmalıdır. Unutmayalım ki eğitimi pahalı bulanlar bedelini ağır öderler.
    MÜFREDAT; Taklitçi ve ezberci eğitim sistemleri bizi ileri götürmez. Heyecan vermeyen, iyiliğe sevk etmeyen bir eğitim düzeninden fayda gelmez. Bundan dolayı kanaatimizce ülkemizin en önemli kanayan yarası eğitim konusudur. Evet, bu konu hepimizi ilgilendiriyor. Çünkü aynı ülkenin çocukları, aynı geminin yolcularıyız. Bu konu tüm velileri, dernek, vakıf tüm kuruluşları, iş dünyasını, hasılı hepimizi ilgilendiriyor. Ama geminin dümeninde kimler varsa, birinci sorumlu onlardır.
    Bu noktada en önemli soru şudur:
    “Yavrularımızın kalbine ne koyacağız?” Öğrenimin temeli, evlatlarımıza mutlaka tarihimizi, imanımızı, kimliğimizi ve ruh kökümüzü tanıtmaya dayanmalıdır.
    Bugün burada çocuklarımızın eğitim konusunu konuşuyoruz. 80 milyon memleket evladını kardeş bilen bir anlayışın mensuplarıyız. Bizler Milli Görüş, sahibiyiz. Olaylara Milli Görüş penceresinden bakıyoruz. Milletimizin derdi bizim derdimizdir. 50 yıldır haykırıyoruz. Önce ahlak ve maneviyat diye. Bunun öneminin anlaşılması için çırpınıyoruz. Derdimiz topyekûn milletçe ayağa kalkma davasıdır. Bu davada da eğitim en önemli konudur.
    Yönetme sorumluluğu taşıyanlara sesleniyoruz; Artık lütfen kabul edin. Mevcut eğitim düzeni sınıfta kalmıştır, iflas etmiştir. Artık kendi özümüze, kendi değerlerimize dönmenin zamanı geldi, geçiyor. İyi insan yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Müfredat, üretim ve katma değer sağlamalıdır. Binayı değil, insanı öncelemelidir. Haksız rekabeti değil, fazileti öncelemelidir. Sömürüyü değil, paylaşmayı öncelemelidir. Menfaati değil, fedakârlığı esas almalıdır. Çevresini ve dünyayı tanıyan örnek nesiller yetiştirmek eğitimin ana gayelerinden olmalıdır.
    Ülkemizin ekonomik gücü; bağımsızlığımızın en önemli unsurlarından biridir. Gençlerimizi bu şuurda yetiştirmek, gayemiz olmalıdır.
    Ülkemizin ekonomik gücünün de üretimin gücünden geleceğini iyi bilen, gençler yetiştirmek gayemiz olmalıdır.
    Üretimin de ancak, ehliyetli, liyakatli, basiretli idarecilerin yönetimleriyle gerçekleşebileceğini bilen, gençler yetiştirmek gayemiz olmalıdır.
    Ülkemizi ancak bu vasıfları kazanmış bir gençlik ayağa kaldırır. Eğitim bunun için vardır. Bu hedefler için vardır.”dedi.